ÜBL Yayınları
156 sayfa
Çeviri: Bülent Yılmaz
Genç Werther'in Acıları ince bir kitap ama bebelerin hastalığı, sonra hastalığın bana sirayet etmesi, okul, öğrencilik hayatına alışma, ödev, sunum derken 1 haftayı buldu neredeyse kitabı bitirmem:(
Evet yeniden öğrenci oldum bu arada, "puan boşa gitmesin bari" mantığıyla yaptığım işletme tercihi yetmezmiş gibi tuttum bir de kamu yönetimi masterı yapıyorum! Kademe ilerlemesi, iş yerinden izinli olma gibi artıları olmasa çekilecek dert değil yeminle! Zira bayramdan sonra bir sunumum, 1 ay sonra bir sunum daha, bilmem kaç zaman sonra da bi kaç ödev teslimim var, araya da bir kaç vize ve final atıcaz tabi ki:( Böhüüüü çok moralim bozuldu valla böyle sıralayınca şimdi:( Beni bu saatten sonra yoga, ahşap boyama neyim paklardı ama neyse zamanla onlara da el atarım kısmetse:)
Bu kadar ağlamadan sonra gelelim kitabımıza... Kahramanımız Werther'in, arkadaşı Wilhelm'e yazdığı mektuplar şeklinde ilerleyen kitabın son kısmında anlatıcı araya giriyor ve sonrasında Werther'in başına gelenleri onun ağzından okuyoruz. Kafasını dağıtmak için Wahlheim'e giden, doğa yürüyüşlerine çıkan Werther'in hayatı Lotte'yle tanışmasından sonra alt üst olur. İlk andan itibaren ona aşık olan Werther, gelgitler yaşar çünkü Lotte, Albert'la nişanlıdır, sonrasında Lotte ve Albert evlenir; fakat Werther bir türlü Lotte'yi unutamaz.
Kitap genel olarak akıcıydı, Werther'in Albert'la intiharı tartıştığı bölüm çok etkileyiciydi. Sadece Werther'in, Lotte'ye Ossian'dan (James Macpherson tarafından 1760 yılında yazılan bir destanmış bu arada Ossian) bir bölüm okuduğu kısmı sıkıcı geldi bana.
Kitabın yayımlandığı dönemde intihar vakaları artmış; mavi frak, sarı yelekli bir moda akımı başlamış. Edebiyatın gücü işte! O kadar kişi benim yazdığım bir kitap yüzünden intihar etse kahrolurdum herhalde , Goethe ne düşündü acaba diye de kendi kendime sormadan edemedim.
"Çocukların neyi, niçin istediklerini bilmedikleri hakkında bütün yüksek öğretmenler ve hocalar aynı düşüncedeler; ama çocuklar gibi yetişkinlerin de bu dünyada yalpalayarak dolandıkları, onlar gibi, nereden gelip nereye gittiklerini bilmedikleri, aynı biçimde gerçek amaçlar için uğraşmak yerine, kurabiye, pasta ve sopayla yönetildikleri konusuna gelince: kimse buna inanmak istemiyor, ama bence, elle tutulacak denli açık bir gerçek bu."
"Tanrı'nın bize her gün verdiği iyi şeylerden zevk almak için hep açık kalpli olsaydık, başımıza geldiği zaman kötüye katlanmak için de yeterince gücümüz olurdu."
"Korkuç bir şekilde koşturulunca nefes alabilmek için içgüdüyle bir damarını dişleriyle yaran soylu bir at cinsinden söz edilir. Sık sık böyle duyumsuyorum kendimi, bana sonsuz özgürlüğü getirecek bir damarımı açmak istiyorum."
"İç huzuru şahane bir şey ve sevincin ta kendisi"
Kitap Tanıtımından:
Evrensel boyutlara ulaşmış ünüyle bugün dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri sayılan Goethe, henüz yirmi beş yaşındayken yazdığı Genç Werther'in Acıları'nda, kısa bir süre önce Charlotte adlı genç bir kadınla yaşadığı mutsuz ilişkiden yola çıkmıştı. Edebiyat dünyasına, karşılıksız aşkıyla intihara sürüklenen "Romantik kahraman"ı armağan eden bu büyüleyici mektup-roman, şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla okuyucuları mıknatıs gibi kendine çekmişti. Almanya'da bütün gençliği etkisi altına alan romanın, birçok intihara neden olduğu, Werther'in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmelerin döneminde moda yarattığı, Napoléon'un bile kitabı sürekli yanında taşıdığı söylenir.
Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther'in, düşsel dostu Wilhelm'e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther'in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır.