Can Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2016 Çarşamba

KAR TANESİ- Süleyman Bulut


106 sayfa
Can Çocuk
1. Basım: 1982
11. Basım : Şubat 2011


Arada çocuk kitapları okumak çok iyi geliyor.

Baktım ki gündem daraltıyor, masum bir şeylerin varlığına olan ihtiyacım tavan yapıyor; yalın bir dille yazılmasına rağmen içinde derin anlamlar barındıran metinler imdadıma yetişiyor.

 "Çocuklar size söylüyorum büyükler siz anlayın" tadında oluyor bazı çocuk kitapları...

Keşke herkes okusa ve payına düşeni alabilse...

Kitabımız, adından da anlaşılacağı üzere yere düşen bir kar tanesinin öyküsü...

Vuuu vuuu (bazen esinti, bazen rüzgar, bazen deli fırtına olarak şekil değiştirse de biz kısaca ona vuu vuuu diyoruz:) ) kar tanesinin  yeryüzüne düşmesine yardımcı olur ve onu Karlar Ülkesine bırakır.

Karlar Ülkesi'nde onu diğer karlar karşılar, ama bizim kar tanesi çok küçük olduğundan bilgisizliği diğer karları güldürür. 

Toyluğu yüzünden ona Küçümen Kar adını verirler.

Yıldızkar, bizim Küçümen'e sahip çıkar ve ona bildiği her şeyi anlatmaya başlar.

Karlar Ülkesi'nin sınırlarını, sınırın ötesinde bulunan ve asla geçilmemesi gereken Kar Kuyusu'nu, Karlar Ülkesi'ni ayakta tutan Buzkarlar'ı, onların ne kadar fedakar olduğunu ve en büyük düşmanları Güneş'i bir bir anlatır.

Ta ki Güneş ortaya çıkıncaya kadar...

Sonrasında karların savaşı başlar, başkaları adına yürüttükleri bi savaş...

Küçümen Karcık bu durumu fark eder ancak bozguncu ilan edilir ve tabi ki bu durum cezasız kalmayacaktır.

İşte Küçümen Karcığın macerası da böyle başlar...

Kitapta doğa olayları çok güzel ve basit bir dille anlatılmış.

Küçümen Karcık üzerinden çok ince mesajlar da verilmiş.

Kitabın hitap ettiği kitle olarak 8-11 yaş işaretlenmiş ama benim 6 yaşındaki miniğime de uygun buldum dili ve anlatımını..

Kitap Tanıtımından:

Küçük bir "Kar Tanesi", yeni oluştuğu zaman, Küçümen Karcık gibi meraklı ve öğrenme isteğiyle doluysa, başına neler gelir? "Kar Tanesi", "Karlar Ülkesi"nde başlayıp "Karlar Ülkesi"nde sürüp giden bir doğa öyküsü. Küçümen Karcık'ın, Yıldızkıran'ın, Buzkarlar ve öbür adlı adsız binlerce kar'ın serüvenli bir öyküsü. Küçümen Karcık, meraklı, küçük bir "öğrenci" olarak başladığı bu serüvenin sonunda ülkesine öğretmen olarak döner ve karatahtaya ilk dersinde şunu yazar: "Hiçbir şey yoktan var olmaz, vardan yok olmaz."





4 Kasım 2016 Cuma

LUPİTA ÜTÜ YAPMAYI SEVİYORDU - Laura Esquivel




192 sayfa
Roman
Can Yayınları
Çeviri:İnci Kut
1. Baskı: Haziran 2016

İtiraf ediyorum Acı Çikolata'yı okuyup da yazarın büyük bir hayranı olmam hasebiyle almadım bu kitabı. Bildiğiniz kapağına vuruldum. Kapak ne kadar da güçlü bir pazarlama aracı! Daha önce de Yokyer'in kapağına vurulup fantastik türüne ön yargım olmasına rağmen dayanamayıp almıştım.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

ANTABUS- Seray Şahiner



107 sayfa
Can Yayınları
Roman

Seray Şahiner'le tanışmam Gelin Başı isimli kitabına dayanıyor, Radikal Kitap'ta dikkatimi çekmişti ve almıştım. E kitabı beğenince gerisi geldi tabi ki:) 

Hanımların Dikkatine'yi okudum sonrasında. Antabus'u da elimin altında, imdat çekici olarak bekletiyordum aslında, okumamın yavaşladığı bir dönem olur illaki diyerek:)

1 Aralık 2015 Salı

1984- George Orwell


350 sayfa
Can Yayınları
50. Baskı: Mart 2015
Çeviri: Celal Üster

Öyle bir gelecek hayal edin ki,

 Tek parti olsun ve bu partinin başında da "Büyük Birader" adında, her tarafta yer alan posterleri dışında cismine rastlanılmamış, esasında yaşadığı bile şüpheli olan bir lider olsun,

İnsanların evlerinde hiç kapanmayan ve sürekli partinin öğretilerini, tasvip ettiği yaşam biçimini dayatan yayınların yer aldığı ve yaşamınızı 24 saat gözetleyebilme imkanına sahip olan tele ekranlar olsun,

Bir erkekle bir kadının birbirinden hoşlanma ihtimali bile büyük bir tehdit oluştursun ve iğrenç bir şey gibi kınansın,

4 Kasım 2015 Çarşamba

HAYVAN ÇİFTLİĞİ- George Orwell


152 sayfa
Can Yayınları
Çeviri: Celal Üster
44. Baskı: Ağustos 2015

Kült eserleri yorumlamakta zorlanıyorum; hem şimdiye kadar her şey söylendi zaten ben daha ne ekleyebilirim ki hissiyatı oluyor hem de "nasıl anlatabilirim ki böylesi güzel bir kitabı? Ne söylersem söyleyeyim eksik kalacak!" düşüncesi yerleşiyor zihnime.

Hayvan Çiftliği de öyle bir kitap işte! 

22 Eylül 2015 Salı

HANIMLARIN DİKKATİNE- Seray Şahiner





218 sayfa
Can Yayınları
2. basım: Ocak 2013

Seray Şahiner'in Gelin Başı adlı kitabını zevkle okumuştum daha önce:) Gündem nedeniyle kitap okumam bir hayli sekteye uğramıştı malum. Şöyle eğlenebileceğim bir şeyler okusam diye düşünürken Seray Şahiner geldi aklıma. Resmen ihtiyaç duydum kalemine! En kötü durumları bile esprili bir dille anlatma yeteneği var yazarın! Tek sorun elimde diğer kitaplarının olmamasıyla tabi:) Ama hızlı ulaşan internet siparişleri her derde deva valla:)

16 Ocak 2015 Cuma

GELİN BAŞI- Seray Şahiner


Can Yayınları
112 sayfa
1. basım: 2007
3. basım: Şubat 2011

Kadın hallerine, gelgitlerine, kafa karışıklıklarına, umutlarına, kırgınlıklarına, pişmanlıklarına kısaca kadına dair bir kitap Gelin Başı...

Kitapta 10 tane öykü bulunmakta, tahmin edebileceğiniz gibi hepsinin de baş kahramanı bir kadın.

Sorumlu ile Sorunlu'da 30 yaşındaki bir anketörün hayal kırıklıklarını, Buzdolabı Süsü Misali'nde bir üniversite öğrencisinin, aynı zamanda ev arkadaşı olan sevgilisinden ayrılma hikayesini, Telsiz Duvaksız'da sevdiği adamla kaçarak evlenen bir kadını, Yalnız Ama Gururlu'da sevgilisinden ayrılan ama yine de onu kafasından atamayan Yeliz'i, İadesiz Taahhütsüz'de sevgilisiyle dışarıdaki ilk buluşmasında ekilen Tuğçe'nin gelgitlerini, Gelin Başı'nda görücü usulü evlendirilen Sibel'i, Yedi Ağlı Don'da küçük bir konfeksiyon atölyesine sahip olan Fidan'ı, Tanga Don Hissi'nde iki arada bir derede kalmış, her ne kadar modern bir kadın olmak istese de büyüdüğü varoş mahallenin izlerinden kurtulamayan Esme'yi; Harmandalı'nda bir dergide çalışan Bahar'ın otobüs durağında beklerkenki düşüncelerini, İlk Öpüşte Aşk'ta ise Çiğdem'in vurdumduymaz sevgilisinin arkadaşıyla buluşup buluşmama konusundaki kararsızlıklarını okuyoruz.

Hikayelerin konusuna ve kapağa bakarak sakın kitabın karamsar bir kitap olduğunu düşünmeyin! Umutsuz görünen, can sıkıcı haller bile öyle esprili bir dille anlatılmış ki ben çok eğlendim okurken:)

Hikayelerin hepsi birbirinden güzel ama ben en çok Yedi Ağlı Don ile kitaba da ismini veren Gelin Başı adlı hikayeleri beğendim.

Tek eleştirim ise Telsiz Duvaksız adlı öyküye... Zira büyük bir iştahla sayfayı çevirdiğimde hikayenin bitmiş olduğunu gördüm. Hikaye 3 sayfa ve bende yarım kalmış duygusu yarattı.

Hulki Aktunç önsözünde Leyla Erbil'e benzetmiş Seray Şahiner'i. Leyla Erbil'i hiç okumadım ama bu kitaptan sonra onu da listeme ekledim.




Kitap Tanıtımından:
Genç, çok genç bir öykücü Seray Şahiner. Sait Faik yaş kemale ermişken bile kendisine "genç hikâyeci," diyenlere öfkelenirmiş. Bunda bir "sen daha toysun," tavrı gördüğü için. Seray Şahiner, daha ilk kitabında öz'el ve biçemsel bir kişilik getiriyor. Bence, genç öykücü değil öykücü olarak sıçrıyor; ilk kitabıyla kim böyle sıçramıştı? Leyla Erbil. "İsyan grameri," demiştim onun getirdiğine. Seray için de doğru bu, yazarın adını kapatın, okuyun, "bu Seray Şahiner öyküsü," dersiniz. Öykülerin odağı, terminali Gelin Başı. Ama daha ilk öyküde (Sorumlu ile Sorunlu) nebüyük/neküçük/neaydınlık/nekaranlık bir dünyaya giriyoruz. Seray Şahiner, kişilerinin ruhundan süzülerek okurun ruhuna giriyor... Acımasız ama hüzünlü olmayı başarıyor... Acı gölün acı öyküsü bu... Bu öyküyü bir erkek yazamazdı. İkinci başarı, yazar anlatı ile benanlatı'yı ustaca evlendirmesinde: Yazar dimdik konuşuyor (Seray Şahiner midir o?), kişiler italik, eğik dünyalarda.HULKİ AKTUNÇ


Yazar Hakkında:
1984 yılında Bursa’da doğdu, İstanbul’da büyüdü. İlköğrenimini Oruçgazi İlköğretim Okulu’nda, ortaöğrenimini Pertevniyal Lisesi’nde tamamladı. 2007 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. 2011’de Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden, Sinema Anabilim Dalı’nda yüksek lisans derecesi aldı. 'Aylık Paldır Kültür Dergisi Hayvan’da ve Birgün Gazetesi’nde çalıştı. Uzun süre gitar ve resim dersi aldı, izcilik ve dağcılık yaptı. Dönemsel olarak, garsonluk, konfeksiyonda el işçiliği ve makinecilik yaptı. 2006 yılında Varlık Dergisi’nin düzenlediği Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde, "Gelin Başı" isimli öykü dosyası "Dikkate Değer" bulundu. 2007 yılında "Gelin Başı" isimli kitabı Can Yayınları’nca yayımlandı. Sırrı Süreyya Önder’e senaryo asistanlığı yaptı. 2008’de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen “Yedi Tepeli Aşk” oyununda, "Gelin Başı" kitabında yer alan üç öyküsü sahnelendi. 2010-2011 sezonunda "Gelin Başı"ndaki öykülerden uyarlanan "İadesiz Taahhütsüz" adlı oyun, Tiyatro Boyalıkuş tarafından sahnelendi. 2011’de ikinci öykü kitabı “Hanımların Dikkatine” Can Yayınları’nca yayımlandı.

10 Ekim 2014 Cuma

MADAM BAMBU- Faik Baysal




Can Yayınları 
286 sayfa


Kitaplığımın başına geçtim hangi kitabı okusam diye...Madam Bambu'ya takıldı gözüm, 2 sene olmuş alalı (D&R'ın 5 TL'lik kampanyasından ismini beğenip almıştım), zahmet olacak ama bir okuyayım artık dedim ve ilk sayfayı çevirdim...Roman beni ilk cümleden itibaren aldı ve keyifle okudum.

Kahramanın bir bayan (Madam Bambu) falan olduğunu düşünmeyin, Madam Bambu yardımcı karakter, baştan sona her şeyi kahramanımız Senar Kul anlatıyor. 

Senar Kul 66 yaşında, hep keman virtüözü olmayı istemiş, belediye mezbahasından emekli bir veterinerdir. Karısını 15 yıl önce kaybetmiştir, bir daha da evlenmemiştir, ancak yalnızlıktan kaynaklanan bir bunalıma girmiştir ve gittiği psikiyatristler kendisine evlenmesini ve sakin bir yere tatile gitmesini telkin ederler. Senar Bey de tatile gitmeye karar verir, sahil kıyısında bir motele yerleşir, iyi mi eder kötü mü eder onu okuyunca göreceksiniz:)

Romanda günümüzde de geçerliliğini koruyan toplumsal, kültürel, politik eleştiriler mevcut...

Benzetmek doğru olur mu bilmem ama ben Madam Bambu'yu okurken Salinger tadı aldım. Hani Salinger'in Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabında sohbet ediyormuş gibi rahat bir anlatımı var ya, hah işte öyle bir anlatımı var Faik Baysal'ın da.

Madam Bambu (2001), Faik Baysal'ın son eseriymiş, yazar 2002'de vefat etmiş. Yazarın diğer eserlerini, özellikle 19 yaşındayken yazdığı, 1944 yılında yaklaşık 100 sayfasının sakıncalı bulunması nedeniyle sansürlenerek yayımlanan, sonradan atılan bölümlerinin de eklenmesiyle yeniden yayımlanarak (tam 50 yıl sonra 1994'te) Orhan Kemal Roman Ödülü'ne layık görülen Sarduvan adlı eserini merak ettim. Baskısı tükenmiş sanırım ama bir şekilde denk getirip okumalı...


"Bazı sözler çok basit görünüyordu ama yaşamın bütün felaketlerini içeriyorlardı.Anlatmak ve anlamak, bunlar insanı özetleyen iki fiildi. Biri aksadı mı öteki hemen topallıyordu."

"Geçmişin dünyasında dolaşmak iyi bir şey değil. Mezarlıkta dolaşmak gibi bir şey bu. Adım başında ölülerle karşılaşıyorsunuz. Ne denli çabalarsanız çabalayın hiç birini ayağa kaldıramıyorsunuz da."

"Şu acı dediğimiz şeyin yapısı pek bilinmiyordu. Elle tutulmuyordu, yıkıcı gücü çok yüksekti. Önce sinirleri felç ediyor, sonra suskunluğa ya da göz yaşına dönüşüyor, bazen de beynimizi yerinden oynatıyordu."

"Paranın ve şatafatın çok olduğu yerde bugüne kadar hangi namus barınabilmişti?"


Kitap Tanıtımından:
Madam Bambu, çağrıştırdığının tersine, bir kadının değil, yapayalnız kalmış bir yaşlı adamın romanı. Senar Kul, altmış yaşın üzerinde, Belediye Mezbahasından emekli bir veteriner hekimdir. Karısı ölünce, girdiği bunalımdan kendi çabalarıyla çıkamaz ve doktora başvurur. Doktor, yaşamında bir değişiklik yapmasını önerir; uzun bir tatil iyi gelecektir. Ama kesinlikle yalnızlıktan kurtulmalı, yeniden evlenmelidir. Karısından başka kadın tanımamış, mesleğini de hiç sevmemiş, sosyalist görüşlü, kadınları yalnızca cinsel bir nesne olarak görmüş Senar Kul’un işi kolay değildir. Küçük bir kıyı kasabasında tanıdığı iki genç kadın, Senar Kul’u ‘kadın’ konusunda yeniden düşünmeye zorlarken, kendisiyle bir hesaplaşmaya girmesine de neden olacaktır. Bu iki kadından biri, motelin işletmecisi Senem Hanım, bir de intihar eden babasının geçmişini araştıran genç, güzel Madam Bambu’dur.





16 Temmuz 2014 Çarşamba

D&R Alışverişim

     Her sene olduğu gibi bu sene de D&R'ın 5 TL kampanyası vardı. Kotamı çokça doldurmuş olmama rağmen bu kampanya beni yine cezbetti:) Bu sene Can Yayınlarının yanısıra Doğan Kitap'ın da bazı kitapları kampanya dahilindeydi. Ve işte aldıklarım:)




     Romanovların Son Evi'ni internetteki olumlu yorumlar üzerine almaya karar verdim. Birand ve Nilüfer'i ise mağazada görünce aldım, Birand internet sitesinde indirimde değildi, 5 lira olduğunu görünce öyle bir sevinçle kucakladım ki kitabı görülmeye değerdi:) Demek internetle mağazada farklı kitaplar kampanyada olabiliyormuş bunu öğrendim. Mağaza gezmenin faydaları dedim takdir ettim kendimi:) Hatta Ankamall D&R'a ilk gittiğimde Boş Koltuk ve Romanovların Son Evi kalmamıştı, kös kös dönmüştüm. 3 gün sonra başka bir niyetle gittiğimde görünce çok sevindim. Demek ki bitti nasıl olsa diyip gitmemezlik etmemeli  ara ara da olsa yoklamalıymış.

     Boş Koltuk'u da çok merak ediyordum. Harry Potter serisini henüz okumadım, onu okumadan Boş Koltuk'u okuyayım bari dedim zira Harry Potter hayranlarında hayal kırıklığı yaratmış bu kitap.

     Bir Odadan Bir Odaya'da kızı Yılmaz Güney'i anlatmış, ben de okumaya başladım bile:)


       Herkese keyifli okumalar...