öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öykü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2017 Pazartesi

DOYMA NOKTASI- Sema Kaygusuz



88 sayfa
1. baskı: 2002
4. baskı: 2009
Doğan Kitap
Öykü

Sema Kaygusuz'la tanışmam Sandık Lekesi adlı kitabına dayanır. Daha önsözden güzel bir kitabın beni beklediğini anlamıştım..

Sonra Esir Sözler Kuyusu'nu okudum. Yazarın lise ve üniversitedeyken yazdığı ilk dönem hikayelerinden oluşan bir kitaptı... Acemilik sezilse de gayet başarılı öykülerdi...

Ve şimdi de Doyma Noktası...Sandık Lekesi'nde sıradan öyküler ama dantel gibi işlenmiş bir anlatım vardı. Burada ise sıra dışı öyküler ve yine muazzam bir anlatım var...

Kitapta yer alan 9 öykü de birbirinden güzel ama ben en çok Yaprak ve Tüy Zamanları ile Sandık Lekesi'ni beğendim.

 Yalnız uyarayım genelde karamsar öyküler bunlar ama muazzam bir anlatım gücüyle sizi mest edecek bir yolculuğa çıkmak isterseniz tavsiyemdir;)

Altı Çizilenler:

"Anımsamanın en çileden çıkaran yanı, anımsamaya bir türlü son verememek. Niçin her keresinde bir utanç hissedilir ardından, bir suç, bir ölüm belirir alnının derin çatalında?"

"Dışarıdan bakınca, soluklarından cama vuran buğuyla yüzleri bulanıklaşmış iki kız çocuğu, asla yan yana gelmeyecek iki güzel sözcük gibi kendi anlamını arayan devrik bir cümle yaratmıştı."

"Susuzluk, o güne dek işlenmiş sevapları, öğütülmüş, beş vakit namazlardan geçmiş, korkudan ezilmiş yürekleri dinlemeden, iyilik yapmaktan incelmiş, kutsal sözlerin ağırlığı altında bodurlaşmış insanların gözünün yaşına bakmadan, eti komşularda pişmiş sarmal boynuzlu kurbanların hatırını saymadan çevrelerini sarmıştı."

Kitap Tanıtımından:

Öykülerinde göstermekten çok duyurmayı isteyen Sema Kaygusuz, bu kez ruhsal açlığın peşine düştü. Doyma Noktası, sıradan gerçekliği katman katman soyarak olağanüstü bir gerçeklik boyutuna taşıyor. Şefkat, öç, düşmanlık, kötülük gibi, kendimizin dışına atarak bir çırpıda tanımlayacağımız duygular, Doyma Noktası'ndaki öykülerle, tekrar içimize, ait olduklara yere yerleşiyor. Acıma duygusunun ne denli esrarengiz olduğunu, çocuksu masumiyetin korkunç yüzünü, aşkın bünyesindeki yoğun yalnızlığı, hayal gücü geniş bir dil oyuncusunun zekice kurguladığı gerilimli öykülerde okuyacaksınız. Üstelik, tuhaf bir suç ortaklığı duygusuna kapılarak...


28 Ağustos 2017 Pazartesi

SEN DE GİTME TRİYANDAFİLİS- Ayla Kutlu




216 sayfa
Bilgi Yayınevi
Öykü

Ayla Kutlu okumayı nicedir istiyordum. Bu kitabı D&R'ın 9.90'lık standında görünce hemen aldım.

Yazar bu kitabını "iç zenginliğini, düş gücünü ve yaratıcılığını çoğaltan" memleketi İskenderun'a ithaf etmiş, kitapta yer alan 9 öyküde de İskenderun'dan izler var. Anadolu insanını ve ağırlıkla kadını anlatmış Kutlu bu kitabında.

24 Ağustos 2017 Perşembe

BAZUKA - Murat Uyurkulak


92 sayfa
Metis Kitap


Kapağına baksaydım kesinlikle almayacağım bir kitap Bazuka. 

Hele ki hikayeler "aşk, yalnızlık ve şiddete dair" olarak tanımlanınca hiç ilgimi celb etmemişti. 

2 Ağustos 2017 Çarşamba

BAZEN BAHAR - Melisa Kesmez


110 sayfa
Sel Yayıncılık
Öykü

Melisa Kesmez'in kitabını geçen seneki kitap fuarından almıştım. Öykü okumayı seviyorum ama zamanının gelmesi lazım. Mesela bir romana bağlanmak istemediğimde canım şiddetle öykü çekiyor. Garip bir ruh hali, biliyorum...

Bazen Bahar, ismiyle beni kendine çeken bir kitap oldu...

Hüzün hissettim, hayal kırıklığı hissettim ama her şeye rağmen ayakta durmak gerekliliğini hissettim...

31 Temmuz 2017 Pazartesi

BENİ ONLARA VERME - Tarık Tufan



245 sayfa
Profil Kitap
Öykü

Tarık Tufan okumalarıma ilk Hayal Meyal ile başlamıştım. Sonrasında Kekeme Çocuklar Korosu ile Ve Sen Kuş Olur Gidersin'i okudum.

Hayal Meyal'i çok beğenmiştim. Diğer 2 kitabını da konusal bütünlük açısından biraz kopuk bulsam da altı çizilesi bir çok fikir barındırdığından sevmiştim.

1 Kasım 2016 Salı

ESİR SÖZLER KUYUSU - Sema Kaygusuz


84 sayfa
Doğan Kitap
Öykü
1. Baskı: Mayıs 2004
3. Baskı: Nisan 2013

 Sema Kaygusuz'u Sandık Lekesi kitabıyla tanımıştım ve çok beğenmiştim.

Sandık Lekesi, 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülünü almış bir kitap. 

Gayet incelikle yazılmış 13 tane öykü vardı orada.

Bu kitapta da 13 hikaye var ancak bunlar yazarın gençlik dönemine ait hikayeler...

22 Ekim 2015 Perşembe

DELİ ÖYKÜLER




167 sayfa
Okuyan Us Yayın
Öykü

Çocukken mahallemizin delisini her gördüğümde içim ezilirdi, üzülürdüm; başka çocukların yaptığı gibi onu kızdırmak veya onunla alay etmek aklımdan geçmezdi. Kim öyle bir durumda olmak isterdi ki? O da isteyerek o hale gelmemişti elbette... Peki nasıl olurdu, deli olmak için ne gerekiyordu? Hangi aşamalardan geçer ve "deli" rütbesine ulaşırdı insan?

22 Eylül 2015 Salı

HANIMLARIN DİKKATİNE- Seray Şahiner





218 sayfa
Can Yayınları
2. basım: Ocak 2013

Seray Şahiner'in Gelin Başı adlı kitabını zevkle okumuştum daha önce:) Gündem nedeniyle kitap okumam bir hayli sekteye uğramıştı malum. Şöyle eğlenebileceğim bir şeyler okusam diye düşünürken Seray Şahiner geldi aklıma. Resmen ihtiyaç duydum kalemine! En kötü durumları bile esprili bir dille anlatma yeteneği var yazarın! Tek sorun elimde diğer kitaplarının olmamasıyla tabi:) Ama hızlı ulaşan internet siparişleri her derde deva valla:)

25 Mart 2015 Çarşamba

BAKELE-Sezgin Kaymaz


April Yayıncılık
1. baskı: Şubat 2015
198 sayfa

Sezgin Kaymaz'ın romanları listemdeydi aslında. Yeni çıkan bir öykü kitabı olduğunu duyunca öyküyle başlayayım o zaman dedim.

Kafamı tam toparlayamadığım, sıkışık dönemlerimde genelde öykü okumayı tercih ederim, bazen de canım çeker o ayrı:) 

13 Mart 2015 Cuma

ESKİ BAHÇE ESKİ SEVGİ- Tezer Özlü




Yapı Kredi Yayınları
119 sayfa
1. baskı: 1978
18. baskı: Ocak 2015

Kitap öykü olarak geçiyor ama Tezer Özlü'nün gözlemlerine, yaşamına dayanan kısa anlatılar şeklinde ilerliyor. Bildiğiniz öyküler gibi değil yani, herhangi bir kurgu kaygısı olmadan yazılmış düşünceler...

Kitap 2 bölümden oluşmakta, Eski Bahçe adlı birinci bölümde 11 öykü; Eski Sevgi isimli ikinci bölümde ise 12 öykü var.

16 Ocak 2015 Cuma

GELİN BAŞI- Seray Şahiner


Can Yayınları
112 sayfa
1. basım: 2007
3. basım: Şubat 2011

Kadın hallerine, gelgitlerine, kafa karışıklıklarına, umutlarına, kırgınlıklarına, pişmanlıklarına kısaca kadına dair bir kitap Gelin Başı...

Kitapta 10 tane öykü bulunmakta, tahmin edebileceğiniz gibi hepsinin de baş kahramanı bir kadın.

Sorumlu ile Sorunlu'da 30 yaşındaki bir anketörün hayal kırıklıklarını, Buzdolabı Süsü Misali'nde bir üniversite öğrencisinin, aynı zamanda ev arkadaşı olan sevgilisinden ayrılma hikayesini, Telsiz Duvaksız'da sevdiği adamla kaçarak evlenen bir kadını, Yalnız Ama Gururlu'da sevgilisinden ayrılan ama yine de onu kafasından atamayan Yeliz'i, İadesiz Taahhütsüz'de sevgilisiyle dışarıdaki ilk buluşmasında ekilen Tuğçe'nin gelgitlerini, Gelin Başı'nda görücü usulü evlendirilen Sibel'i, Yedi Ağlı Don'da küçük bir konfeksiyon atölyesine sahip olan Fidan'ı, Tanga Don Hissi'nde iki arada bir derede kalmış, her ne kadar modern bir kadın olmak istese de büyüdüğü varoş mahallenin izlerinden kurtulamayan Esme'yi; Harmandalı'nda bir dergide çalışan Bahar'ın otobüs durağında beklerkenki düşüncelerini, İlk Öpüşte Aşk'ta ise Çiğdem'in vurdumduymaz sevgilisinin arkadaşıyla buluşup buluşmama konusundaki kararsızlıklarını okuyoruz.

Hikayelerin konusuna ve kapağa bakarak sakın kitabın karamsar bir kitap olduğunu düşünmeyin! Umutsuz görünen, can sıkıcı haller bile öyle esprili bir dille anlatılmış ki ben çok eğlendim okurken:)

Hikayelerin hepsi birbirinden güzel ama ben en çok Yedi Ağlı Don ile kitaba da ismini veren Gelin Başı adlı hikayeleri beğendim.

Tek eleştirim ise Telsiz Duvaksız adlı öyküye... Zira büyük bir iştahla sayfayı çevirdiğimde hikayenin bitmiş olduğunu gördüm. Hikaye 3 sayfa ve bende yarım kalmış duygusu yarattı.

Hulki Aktunç önsözünde Leyla Erbil'e benzetmiş Seray Şahiner'i. Leyla Erbil'i hiç okumadım ama bu kitaptan sonra onu da listeme ekledim.




Kitap Tanıtımından:
Genç, çok genç bir öykücü Seray Şahiner. Sait Faik yaş kemale ermişken bile kendisine "genç hikâyeci," diyenlere öfkelenirmiş. Bunda bir "sen daha toysun," tavrı gördüğü için. Seray Şahiner, daha ilk kitabında öz'el ve biçemsel bir kişilik getiriyor. Bence, genç öykücü değil öykücü olarak sıçrıyor; ilk kitabıyla kim böyle sıçramıştı? Leyla Erbil. "İsyan grameri," demiştim onun getirdiğine. Seray için de doğru bu, yazarın adını kapatın, okuyun, "bu Seray Şahiner öyküsü," dersiniz. Öykülerin odağı, terminali Gelin Başı. Ama daha ilk öyküde (Sorumlu ile Sorunlu) nebüyük/neküçük/neaydınlık/nekaranlık bir dünyaya giriyoruz. Seray Şahiner, kişilerinin ruhundan süzülerek okurun ruhuna giriyor... Acımasız ama hüzünlü olmayı başarıyor... Acı gölün acı öyküsü bu... Bu öyküyü bir erkek yazamazdı. İkinci başarı, yazar anlatı ile benanlatı'yı ustaca evlendirmesinde: Yazar dimdik konuşuyor (Seray Şahiner midir o?), kişiler italik, eğik dünyalarda.HULKİ AKTUNÇ


Yazar Hakkında:
1984 yılında Bursa’da doğdu, İstanbul’da büyüdü. İlköğrenimini Oruçgazi İlköğretim Okulu’nda, ortaöğrenimini Pertevniyal Lisesi’nde tamamladı. 2007 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. 2011’de Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nden, Sinema Anabilim Dalı’nda yüksek lisans derecesi aldı. 'Aylık Paldır Kültür Dergisi Hayvan’da ve Birgün Gazetesi’nde çalıştı. Uzun süre gitar ve resim dersi aldı, izcilik ve dağcılık yaptı. Dönemsel olarak, garsonluk, konfeksiyonda el işçiliği ve makinecilik yaptı. 2006 yılında Varlık Dergisi’nin düzenlediği Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde, "Gelin Başı" isimli öykü dosyası "Dikkate Değer" bulundu. 2007 yılında "Gelin Başı" isimli kitabı Can Yayınları’nca yayımlandı. Sırrı Süreyya Önder’e senaryo asistanlığı yaptı. 2008’de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen “Yedi Tepeli Aşk” oyununda, "Gelin Başı" kitabında yer alan üç öyküsü sahnelendi. 2010-2011 sezonunda "Gelin Başı"ndaki öykülerden uyarlanan "İadesiz Taahhütsüz" adlı oyun, Tiyatro Boyalıkuş tarafından sahnelendi. 2011’de ikinci öykü kitabı “Hanımların Dikkatine” Can Yayınları’nca yayımlandı.

2 Temmuz 2014 Çarşamba

YAZIN ÖYKÜLERİ- Buket Uzuner



Everest Yayınları
324 sayfa

Buket Uzuner’le üniversite 1. sınıfta zorunlu olarak okutulan Balık İzlerinin Sesi isimli kitabı sayesinde tanışmıştım. Zorunluluktan mıdır nedir kitabı güç bela okumuş bir daha da Buket Uzuner okumam demiştim. Kitabın konusunu dahi hatırlamıyorum şu anda. Zorunlu olarak yapılan her şeyin ters teptiğini, bünyemde alerji yaptığını bilmeme rağmen yıllarca elim gitmedi Buket Uzuner’in kitaplarına... Ta ki geçen sene okuduğum Kumral Ada Mavi Tuna’ya kadar…

Kumral Ada Mavi Tuna’yı o kadar beğendim ki yazarın diğer kitaplarını da okumalıyım hemen dedim. Ardından İki Yeşil Su Samuru’nu okudum ve onu da çok beğendim. Yazın Öyküleri ise beklemede kaldı biraz. Haziran ayında işlerimin yoğunluğu dolayısıyla hafif bir şeyler okuyayım, romana başlarsam hemen bitiremem, başını sonunu unuturum, kısa kısa öyküler iyi gider diyerek başladım Yazın Öyküleri’ne…

Bu kadar girizgâhtan sonra gelelim kitabımıza. Yazarın daha önce de yayımlanmış bulunan öykülerinin derlendiği kitapta 15 tane öykü var.

Fantastik öğelerin olduğu “St. Petersburg’da Feodor Diye Biri”, “Şairler Şehri” öyküleri ile “İkizlerden Biri”, “Otuz Yedi Yaş”, “İçinden Deniz Geçen Şehir”, “Şiirin Kızkardeşi Öykü” favori öykülerim oldu.


Yalnız “kısa kısa, bağımsız öyküler kolay okunur” demekle yanılmışım, laylaylom eğlencelik bir kitap değil yani. Yazarın dili çok güzel, sade ama kolay ilerlemedi kitap. Öykülerin anlamı yoğun, her öyküyü sakin kafayla okuyup, okuduktan sonra da sindirmek, arkanıza yaslanıp gözlerinizi kapatıp öykü üzerine düşünme ihtiyacı hissedeceksiniz yani en azından ben öyle hissettim. 

Kitap Tanıtımından
İnsanların yaz okumalarının peşine düştüğü sıcaklarda onlara inat bu kitabın adını YAZIN ÖYKÜLERİ koydum. Hikâyeye öykü, edebiyata yazın diyerek büyümüş benim kuşağıma selam yollamak için YAZIN ÖYKÜLERİ. Çantanıza, cebinize ve içinize öyküler sığsın, sizi yalnız bırakmasın, edebiyatın şifası üzerinize olsun diye...

ALINTI: 

Düşmekten korkmadan yükselmek ne güzeldir!
Her şeyin uyumlu, canlı, dehşetli, sevinç dolu olduğu kısa zamanlı bir sevgi tünelinde doludizgin koşuyoruz. Bir yerlere çarpsak, bir yanımız incinse, kanasa, kırılsa, ancak bu tünelin dışına çıktığımızda canımız yanacak, çok iyi biliyoruz. Bu tünelin içinde hiçbir sorun, kaygı, hiçbir tehlike yok...
...
Bu bir Yazdönümü gecesi... Yazdönümü gecesinde her insanın mutlaka bir sevgilisi olmalıdır!