kitap tavsiyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap tavsiyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2017 Perşembe

KÖPRÜDE DURUP BENİ ÖPMESİNİ BEKLEYECEĞİM - Gözde Kurt



230 sayfa
Roman
Hep Kitap

İtiraf ediyorum ismi münasebetiyle kitaba karşı bir "acaba?" vardı kafamda ilk etapta. Ama yayınevi Hep Kitap olunca ki Nermin Yıldırım'ın bu yayınevine geçmesinden sonra gözümde ayrı bir konuma sahip olmuştur Hep Kitap, aldım gitti:) 

İyi ki de almışım:) Yeni bir kalemle daha tanışmış olmanın heyecanı içindeyim zira:)

14 Aralık 2017 Perşembe

BERBER - Tayfun Pirselimoğlu


252 sayfa
Roman
İletişim Yayınları

Bu romanı da yanlış hatırlamıyorsam eğer İdefix'in yılın en iyi 50 kitabı listelerinden birinde görmüştüm.

Seviyorum bu listeleri takip etmeyi:) Favorilerime ekleyip güzel indirimler denk geldikçe peyderpey alıyorum bu kitapları.

İyi ki de öyle yapıyorum:) Güzel kalemlerle tanışmanın yaşattığı haz paha biçilemez zira;)

12 Aralık 2017 Salı

KAR KUYUSU - Hikmet Hükümenoğlu


290 sayfa
Roman
Everest Yayınları

Hikmet Hükümenoğlu'nu ilk kez İdefix'in yılın en iyi 50 kitabı listelerinden birinde görmüştüm. Oradaki kitabı Körburun'du. O kitap hala listemde:)

Bu kitabı ise güzel bir indirim neticesinde edinmiştim. Yazarın ilk romanı olması nedeniyle de ayrıca merak etmekteydim.

11 Aralık 2017 Pazartesi

DOYMA NOKTASI- Sema Kaygusuz



88 sayfa
1. baskı: 2002
4. baskı: 2009
Doğan Kitap
Öykü

Sema Kaygusuz'la tanışmam Sandık Lekesi adlı kitabına dayanır. Daha önsözden güzel bir kitabın beni beklediğini anlamıştım..

Sonra Esir Sözler Kuyusu'nu okudum. Yazarın lise ve üniversitedeyken yazdığı ilk dönem hikayelerinden oluşan bir kitaptı... Acemilik sezilse de gayet başarılı öykülerdi...

Ve şimdi de Doyma Noktası...Sandık Lekesi'nde sıradan öyküler ama dantel gibi işlenmiş bir anlatım vardı. Burada ise sıra dışı öyküler ve yine muazzam bir anlatım var...

Kitapta yer alan 9 öykü de birbirinden güzel ama ben en çok Yaprak ve Tüy Zamanları ile Sandık Lekesi'ni beğendim.

 Yalnız uyarayım genelde karamsar öyküler bunlar ama muazzam bir anlatım gücüyle sizi mest edecek bir yolculuğa çıkmak isterseniz tavsiyemdir;)

Altı Çizilenler:

"Anımsamanın en çileden çıkaran yanı, anımsamaya bir türlü son verememek. Niçin her keresinde bir utanç hissedilir ardından, bir suç, bir ölüm belirir alnının derin çatalında?"

"Dışarıdan bakınca, soluklarından cama vuran buğuyla yüzleri bulanıklaşmış iki kız çocuğu, asla yan yana gelmeyecek iki güzel sözcük gibi kendi anlamını arayan devrik bir cümle yaratmıştı."

"Susuzluk, o güne dek işlenmiş sevapları, öğütülmüş, beş vakit namazlardan geçmiş, korkudan ezilmiş yürekleri dinlemeden, iyilik yapmaktan incelmiş, kutsal sözlerin ağırlığı altında bodurlaşmış insanların gözünün yaşına bakmadan, eti komşularda pişmiş sarmal boynuzlu kurbanların hatırını saymadan çevrelerini sarmıştı."

Kitap Tanıtımından:

Öykülerinde göstermekten çok duyurmayı isteyen Sema Kaygusuz, bu kez ruhsal açlığın peşine düştü. Doyma Noktası, sıradan gerçekliği katman katman soyarak olağanüstü bir gerçeklik boyutuna taşıyor. Şefkat, öç, düşmanlık, kötülük gibi, kendimizin dışına atarak bir çırpıda tanımlayacağımız duygular, Doyma Noktası'ndaki öykülerle, tekrar içimize, ait olduklara yere yerleşiyor. Acıma duygusunun ne denli esrarengiz olduğunu, çocuksu masumiyetin korkunç yüzünü, aşkın bünyesindeki yoğun yalnızlığı, hayal gücü geniş bir dil oyuncusunun zekice kurguladığı gerilimli öykülerde okuyacaksınız. Üstelik, tuhaf bir suç ortaklığı duygusuna kapılarak...


6 Aralık 2017 Çarşamba

HAYRİYE HANIM'I KİM ÇALDI - Figen Şakacı


172 sayfa
İletişim Yayınları
Roman

Bitirgen ile çocukluğuna, Pala Hayriye ile gençliğine ve orta yaşlarına şahit olduğumuz Hayriye artık yaşlı bir kadındır...

Amerika'da yaşayan yakın arkadaşı Rüya, Hayriye'den haber alamayınca merak eder ve İstanbul'a, Hayriye'yi görmeye gelir.

Ama çaldığı kapının arkasında Hayriye yoktur. Üst komşudan evin anahtarını alır ve Hayriye'yi beklemeye, bekleyiş uzun sürünce de onun evinde yaşamaya başlar.

5 Aralık 2017 Salı

UZUNHARMANLAR'DA BİR DAVETSİZ MİSAFİR - Sezgin Kaymaz



323 sayfa
Roman
April Yayınları

Bakele'yle başladım Sezgin Kaymaz okumalarına. Devamında Bugün Bize Kim Geldi ve Kün'ü okudum.

Her kitabından mutlulukla ayrılıyorum Kaymaz'ın:) Yarattığı dünyada dolaşmaya, karakterleriyle aramda bir bağ oluşmasına bayılıyorum:)

Bu kitabını da çoluk çocuk maaile gittiğimiz imza gününde kendisi armağan etti bana:) Bir kez daha teşekkür ediyorum kendisine :)

28 Ağustos 2017 Pazartesi

SEN DE GİTME TRİYANDAFİLİS- Ayla Kutlu




216 sayfa
Bilgi Yayınevi
Öykü

Ayla Kutlu okumayı nicedir istiyordum. Bu kitabı D&R'ın 9.90'lık standında görünce hemen aldım.

Yazar bu kitabını "iç zenginliğini, düş gücünü ve yaratıcılığını çoğaltan" memleketi İskenderun'a ithaf etmiş, kitapta yer alan 9 öyküde de İskenderun'dan izler var. Anadolu insanını ve ağırlıkla kadını anlatmış Kutlu bu kitabında.

25 Ağustos 2017 Cuma

SURNAME - Aziz Nesin



196 sayfa
Nesin Yayınevi
Roman
1. Basım: 1976
15. Basım: Mayıs 2015

Ortaokul zamanında il halk kütüphanesinde bulunan tüm Nesin kitaplarını okumuştum.

Tabi üzerinden çok zaman geçti hangi kitapları okuduğumu tam olarak hatırlayamıyorum ama Surname'yi okusaydım kesinlikle hatırlardım...

Nesin kitaplarının kendine has mizahı bu kitapta da mevcut ama hüzünlü tarafı daha ağır basıyor Surname'de...

2 Ağustos 2017 Çarşamba

BAZEN BAHAR - Melisa Kesmez


110 sayfa
Sel Yayıncılık
Öykü

Melisa Kesmez'in kitabını geçen seneki kitap fuarından almıştım. Öykü okumayı seviyorum ama zamanının gelmesi lazım. Mesela bir romana bağlanmak istemediğimde canım şiddetle öykü çekiyor. Garip bir ruh hali, biliyorum...

Bazen Bahar, ismiyle beni kendine çeken bir kitap oldu...

Hüzün hissettim, hayal kırıklığı hissettim ama her şeye rağmen ayakta durmak gerekliliğini hissettim...

27 Temmuz 2017 Perşembe

UNUTMA DERSLERİ - Nermin Yıldırım


312 sayfa
Roman
Doğan Kitap
1. Baskı: Mart 2015
4. Baskı: Şubat 2016

Nermin Yıldırım ile tanışıklığım geçen seneye dayanır. Söyleşi günü olduğunu duymuş ama hiç bir kitabını okumadığımdan gitmeye cesaret edememiştim.

Gitmesem de bir yerden başlamak lazım, hem belki seneye bir daha söyleşisi olur diyerek Unutma Beni Apartmanı'nı okumuştum.

Ve tahmin ettiğim gibi de oldu söyleşi günü olduğunu öğrendim:)

Dokunmadan'ı okuyup "hadi be kızım bir kitabını daha oku söyleşiden önce" diyerek Unutma Dersleri'ne de bir tik attım:)

6 Haziran 2017 Salı

KAN ve GÜL - Alper Canıgüz

212 sayfa
April Yayıncılık
Roman

Ben bayılıyorum Alper Canıgüz kitaplarına:) Daha ilk satırlardan itibaren sizi içine çeken anlatımıyla nasıl bittiğini anlamadığınız bir okuma deneyimi yaşıyorsunuz!:)

Hali hazırda tüm kitaplarını okumuş, tam da "Yeni kitabı çıkacak mı ki? Yazmama ihtimali yoktur herhalde:/ Ama ya yazmıyorsa?! Yazması hususunda bir şekilde taciz mi etmeli ki?" diye düşüncelere dalmışken yeni kitabının çıktığı haberini sevinç nidaları eşliğinde karşıladım.

Hele ki %40 indirimli ve imzalı seçeneği de olunca nasıl keyiflendiğimi sizlere anlatmam pek mümkün değil:)

Bu sefer bize Aziz'in hikayesini anlatmış Canıgüz...

Orta yaşlarını süren, hayatının aşkıyla evlenip bir çocuk sahibi olmuş ancak boşanmasına rağmen hala sevgili Nergis'ini unutamamış, Sait Faik eserlerini İngilizceye kazandırma gayesindeyken ucuz aşk romanları çevirmenliği ile yetinmek zorunda kalan, hayatını bir fiyasko olarak adlandıran ve gerçekleştiremediği ihtimaller üzerine hayıflanan bir adamdır Aziz..

Ve bir gün, bir şekilde 20 yıl geçmişe dönme şansına sahip olur Aziz.

Hayatını yeniden şekillendirebilme şansını kullanabilecek ve bir cinayetin işlenmesini önleyebilecek midir acaba?

Alper Canıgüz'ün bildik esprili anlatımı ve zekice kurgulanmış olay örgüsüyle yeni bir maceraya atılmaya hazır mısınız?;)

Altı Çizilenler :

"Memleketimizdeki yüksek öğrenim kurumlarından birine yolu düşen herkes, devletimizin bu ilim ve irfan yuvalarının üstüne nasıl titrediğini, kapıya yığdığı özel güvenlik, polis gücü, çevik kuvvet ve hatta jandarmalara bakarak kolayca anlayabilir. Serbest düşüncenin kalesi üniversite, ülkemizde kelimenin tam anlamıyla kale gibi korunmaktadır yani. Hal böyleyken uluslararası akademik çevrelerde hiçbirinin esamesinin okunmaması, devlet büyüklerimizin pek çok farklı konuda defalarca dile getirdiği gibi, batılı güç odaklarının kıskançlığı dışında nasıl açıklanabilir cidden?"

Kitap Tanıtımından :

“Ben bu anı daha önce de yaşamamıştım sanki…”

Gül bahçesi maziye, kanlı bir yolculuk…

Kan ve Gül, fantastik bir polisiye.
Rengini kandan, kokusunu gülden alan bir roman.
Ziyadesiyle hazin, epey hareketli, hayli komik.

İkinci sınıf aşk romanları çevirmeni, orta sıklet avare Aziz, bir yangında küle dönüşmek üzereyken, zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine döner; üstelik yirmi yaş gençleşmiş bir halde.
Henüz işlenmemiş bir cinayeti çözmek üzere harekete… geçmesi pekâlâ mümkündür.
Karizmatik sosyopat Abdül’ün hayatını kurtarması… galiba iyi olacaktır.
Mazi tesisatını tamir edebilirse, hayatı, istikbal musluklarından temiz ve tazyikli bir su gibi akacaktır.
Biricik aşkı Nergis’ten hiç ayrılmayacak, kızı Zeynep’e hakkıyla babalık edecektir.

Peki, bu amatör dedektif, kaderin hükmünü değiştirebilecek midir?
Maktulü kurtardığına, katili bulduğuna memnun olacak mıdır?
Geleceği görmek mi daha zordur yoksa geçmişi mi?

Kara mizah ustası Alper Canıgüz, beşinci romanında, kurgu ve anlatımdaki yetkinliğini bir adım daha öteye taşıyor.

Gelecek, bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir. Böyleleri açısından varoluş, hayatın meşum bir noktasında, şimdiki zamandan ileriye doğru uzanan bir yol olmaktan çıkıp, onları geçmişle gelecek arasına sıkıştıran bir hapishaneye dönüşmüştür. Bu, trajik bir hal midir? Herhalde öyledir. Fakat burada bize düşen, kimseyi yargılamak değil; bir köle, ama muhakkak ki pek isyankâr bir köle saymak gereken insanın hazin kaderine dair bir hikâye anlatmak. O yüzden, gelin, az önce sözünü ettiğim iflah olmaz türün bir mensubu sıfatıyla, size her şeyi ta en ortasından başlayarak anlatayım.

Evlendiğim ve boşandığım tarih, nikah dairesindeki memur ve avukatımızın tuhaf ve müşterek bir cilvesiyle, aynı güne denk gelmekteydi. Doğum 17 Ocak 1995, ölüm 17 Ocak 2004. Dokuz sene; flört dönemimiz de hesaba katılınca, on altı. Flört ne demekse? “Ayrılık acısından kurtulmak için gereken süre, birlikte geçirilenin yarısı kadar” demişti bir arkadaşım Nergis’le boşandığımızda. O zamanlar sekiz seneyi kendimi öldürmeden ya da ne bileyim, en iyi ihtimalle aklımı kaçırmadan geçirebileceğime pek ihtimal vermemekteydim ya, yuvamızın yıkılışının onuncu sene-i devriyesini geride bıraktığım günlerde, o arkadaşımın bu teoriyi belki de beni teselli etmek için uydurduğunu  düşünmeye başlamıştım. Çünkü bu aşkın, bu sevdanın üstünden kış geçiyor, bahar geçiyor, yaz geçiyor, ömür geçiyor lâkin kalbimdeki yara geçmiyor, geçemiyordu. 




23 Mayıs 2017 Salı

DOKUNMADAN - Nermin Yıldırım



314 sayfa
Roman
Hep Kitap
1. Baskı: Mart 2017

Hani bazı kitaplar vardır şevkle okursun, romanın kahramanıyla birlikte maceralara atılırsın, heyecanlanırsın, sevinirsin, üzülürsün, yüreğin ağzına gelir, rahatlarsın...

Sonra bu duygu seli bitmesin istersin, sayfalar aktıkça birlikteliğinizin sonu da yaklaşmaktadır çünkü; o sebepten yavaştan alırsın, kalkıp bir çay koyarsın kendine...

Türlü bahanelerle oynadığın uzatmaların da sonuna geldiğinde bir hüzün kaplar içini ama aynı zamanda bir gülümseme yayılır suratının orta yerine...Bir romanın seni bu denli etkileyeceğini ve mutlu edeceğini görmek bir kez daha şaşırtır seni...

10 Mayıs 2017 Çarşamba

TATAR ÇÖLÜ- Dino Buzzati


232 sayfa
İletişim Yayınları
Roman
Çeviri: Hülya Uğur Tanrıöven

Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap, bilmem hangi ünlülerin başucu kitapları listelerinde karşıma çıktıktan sonra edindim Tatar Çölü'nü.

1940 yılında yayımlanan kitap, yazarın da ilk romanı olma özelliğini taşıyor. 


Yalnızlığın, bekleyişin, durağanlığın ve alışkanlığa dönüşen bir hayatın bu kadar güzel anlatıldığı başka bir roman daha var mıdır acaba? 

2 Mayıs 2017 Salı

GECE - Elie Wiesel


174 sayfa
Koridor Yayıncılık
Çeviri: Dila Balça Öğün

Bosna Savaşı başladığında 10 yaşındaydım. Savaşın niye var olduğuna aklım ermezdi, hoş hala aklım ermiyor bu hususa, insan eliyle onca kötülük, onca eziyet neden yapılırdı? 

Tarihte bir sürü savaşlar olmuştu ama artık modern bir dünyada değil miydik? Devlet büyükleri hatalardan, çekilen acılardan ders alıp ona göre devlet yönetmez miydi? 

Hem onca devlet nasıl seyirci kalırdı dünyanın bir yerinde süre giden bir savaşa? Uluslararası kuruluşların amacı neydi? Tarihten aldıkları dersle bir daha savaş olmamasını sağlamak adına bir birlik oluşturmak değil miydi amaç?

25 Nisan 2017 Salı

BİR NOEL ŞARKISI- Charles Dickens



147 sayfa
İthaki Yayınları
1. Baskı: Aralık 2016
Çeviri: Başak Bekişli
İllüstrasyonlar: Arthur Rackham

Evet, yazarları kıskanıyorum. Hele ki yüzyıllar sonrasına kalabilmiş yazarları deli gibi kıskanıyorum!:) 

Sesini yüzyıllar sonra da duyurabilmek, senden bir iz bırakabilmek ne muazzam bir şey! 

Charles Dickens'ın kitabının başına iliştirdiği notu okuyunca hissettiklerim bunlardı işte!:)

6 Nisan 2017 Perşembe

GÜLMEK İYİLEŞTİRİR - Aslı Bastıyalı


189 sayfa
Doğan Novus
Anı
1. Baskı: Şubat 2017

Bir annenin başına gelebilecek en kötü şeylerden birini yaşamış bir anne Aslı Bastıyalı.

Hayatı gayet güzel akışında devam ederken bir gün kızı hastalanır; grip şüphesiyle başvurdukları hastanede yapılan tahliller sonucunda ailenin kabusu başlar...

3,5 yaşındaki kızlarına lösemi teşhisi konmuştur çünkü...

8 Ocak 2017 Pazar

LADY CHATTERLEY'İN AŞIĞI- D.H. Lawrence



463 sayfa
Martı Yayınları
Roman
Çeviri: Meriç Selvi

2016'dan kalma kitabımı sonunda bitirdim. Sorun kitapta değil tabi ki ben de:/ Ülke gündemi konsantrasyon kabiliyetimi, enerjimi sömürüyor da ondan uzadıkça uzadı elimde bu kitap.

Lady Chatterley'in Aşığı, bir dönem yasaklanmış kitaplardan. 

Hadi itiraf edin "neyden bahsetmiş ki yasaklanmış?" diye düşünmeden ve okumadan edemiyor insan:)

8 Aralık 2016 Perşembe

UYKU - Annelies Verbeke


122 sayfa
Ayrıntı Yayınları
Çeviri: Gül Özlen
Roman
1. Baskı: 2005
2. Baskı: 2014

Dövüş Kulubü'nden sonra merak saldığım Yeraltı Edebiyatına bu romanla devam ettim.

Yazar, Belçika'da doğmuş. Alman Dili ve Edebiyatı ile senaryo yazarlığı eğitimi almış. Dogdreaming adlı senaryosu 2003 yılında European Pitch Point ödülünü kazanmış. Bu ödül, Berlin Film Festivali esnasında verilen bir ödülmüş.

Aynı yılın sonunda da bu roman, orjinal adıyla Slaap!, yayınlanmış.

5 Aralık 2016 Pazartesi

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HARİKA - Aziz Nesin



221 sayfa
Roman
Nesin Yayınevi
1. Basım: 1967
Nesin Yayınevinde 32. Basım: Kasım 2016


Bu kitabı yıllar önce, bir ilkokul öğrencisiyken okumuştum. Arkadaşımdan ödünç almıştım ve kahkahalarla, çok eğlenerek okuduğumu hatırlıyorum...

Yıllar sonra nostalji oldu bana bu kitabı tekrar okumak...

1 Aralık 2016 Perşembe

MÜREBBİYE- Stefan Zweig


83 sayfa
İş Bankası Yayınları
Çeviri: İlknur İgan
1. Basım: Ocak 2016
2. Basım: Nisan 2016

Zweig okumaya bayılıyorum, okuyup da yazısını girmediğim 3-4 kitabı var sanırım ( ah bu tembelliğim:/ )  Korku kitabının yorumunu yazmışım Allah'tan:) Onun için buraya bir tık:)