8 Aralık 2016 Perşembe

UYKU - Annelies Verbeke


122 sayfa
Ayrıntı Yayınları
Çeviri: Gül Özlen
Roman
1. Baskı: 2005
2. Baskı: 2014

Dövüş Kulubü'nden sonra merak saldığım Yeraltı Edebiyatına bu romanla devam ettim.

Yazar, Belçika'da doğmuş. Alman Dili ve Edebiyatı ile senaryo yazarlığı eğitimi almış. Dogdreaming adlı senaryosu 2003 yılında European Pitch Point ödülünü kazanmış. Bu ödül, Berlin Film Festivali esnasında verilen bir ödülmüş.

Aynı yılın sonunda da bu roman, orjinal adıyla Slaap!, yayınlanmış.

Roman, iki koldan ilerlemekte yani iki anlatıcı bulunmakta...

Maya, giderek artan uykusuzluğuna bir türlü çare bulamayan ve kendisine yardım etmek isteyen dostlarını da hırçınlıklarıyla bezdiren, giderek uyuyabilen insanlardan nefret eden genç bir kadındır.

Benoit ise küçük yaşta, fahişe olan annesinden zorla koparılıp bir yetimhaneye yerleştirilmesinin acısını hala içinden atamayan, 53 yaşında bir adamdır.

Geceleri bisikletiyle sokaklarda dolaşan ve uyuyan insanların uykularını bölerek onlardan intikam alan Maya, bir gece Benoit'in kapısını çalar.

Uykulu bir karşılık almaya veya küfür dinlemeye alışık olan Maya, bu sefer karşısında dinç, uykusuz bir ses bulur. Üstelik bu ses "beklemesini, aşağı ineceğini" söylemektedir...

Kitap, gayet ilgi çekici başladı, yalnız ortalarda tempo veya hikayenin çekiciliği azaldı bana göre... Sonlara doğru tempo biraz yükselse de vurucu bir etki yaratmadı bende:/

Kitapta, yazarın uydurduğu Fjöttergarden tezi hoşuma gitti, ince bir ayrıntı olmuş. 

Buna teze göre aynı anda birbirini rüyasında gören canlılar sonsuza kadar birbirine bağlı kalırmış...

Son olarak, tabi ki bir Dövüş Kulübü değil ama yeraltı edebiyatını seviyorsanız okunabilir...

Altı Çizilenler :

"Uyku geçmişle bugünü birbirine bağlar. Uyku sindirir, yaraları sarar. Uyku zenginle fakiri, kadınla erkeği, insanla hayvanı eşitler. Benden başka herkesi."

" Sessizlik kabul edilebilmesi hatta bağıra basılabilmelidir. Sessizliği bitirmek amacıyla söylenen her söz saçma bir konuşmayı beraberinde getirir."

" "İyi olacaksın" dedim.
"Evet" dedi ve ışıklar söndü.
Anlamlı olan son gün, o gündü.
Sonrası ise, öylesine bir hayat. "

Kitap Tanıtımından :

"Herkes uyur. Uyku, geçmişle bugünü birbirine bağlar. Uyku sindirir, yaraları sarar. Uyku, zenginle fakiri, kadınla erkeği, insanla hayvanı eşitler. Benden başka herkesi." 

Belçikalı yazar Annelies Verbeke bu ilk romanında uykusuzluk çeken Maya ile gecenin içinde karşılaştığı ruhdaşı Benoit'nın hikayesini anlatıyor. Maya önceleri yakınlarının önerdiği ballı sıcak süt, gevşeme terapisi ve çeşitli benzeri yöntemlerle uyumaya çalışır ama başarılı olamaz. Kendisini anlayamayan ve yanında mışıl mışıl uyumaya devam eden sevgilisi Remco ile yolları ayrıldıktan sonra hayatı değişir ve kendisini daha da yalnız hissetmeye başlar. Çoğunluğun evlerinde, yataklarında uyuyarak geçirdiği gece saatlerinde Maya sokaklarda gezinir. Bu gezintilerden birinde tanıştığı, kendisi gibi uyumayan Benoit için "Sadece bir uykusuzla anlaşabilirim çünkü diğerleri beni anlamıyo" diye düşünür. Roman, iki kahramanın anlattıkları kendi hikayeleri ile değişik ve derin bir boyut kazanıyor. Her iki uykusuz da tercih etmedikleri halde geceleri uyuyan, gündüzleri çalışan büyük çoğunluğun sürdürdüğü düzenli hayatın dışında kalıyor ve o noktada yan yana düşüyorlar.

Verbeke'nin karakterleri duygudaşlık beslemekten kendimizi alamayacağımız, normal bir hayat sürme özlemleri yüzünden ıstırap çeken, o özlemler ve beklentilerle dışarıdaki yüzeysel hayatın kendilerini tatmin etmeyeceğinin bilincide olan insanlar. Yazar isabetli, güçlü metaforlarla hikayesinin temelini sağlamlaştırıyor. Uyku, insanları etkilemek, güldürmek, biraz birbirlerine yaklaştırmak isteyen bir yazardan, hayata ve hayatın insana sunduğu deneyimlere derin kavrayışlı bir bakış... Bir tutam ironiyle çeşnilendirilmiş, hem özlü hem de şiirsel, sahici bir dayanışma girişimi...

8 yorum:

  1. Açılış hikayesi hoşuma gitti ama ben yeraltı edebiyatını sevmiyorum. Dövüş Klübünün filmini sevmeme rağmen kitabını okumak istememiştim:( Sevgiler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. yeraltı edebiyatını sevmediğinizi hatırlıyorum, evet:) başı çok heyecanlıydı ama öyle sürmedi maalesef:/
      sevgiler..:)

      Sil
  2. Yeraltı edebiyatı ilgimi çekiyor ama henüz bir kitap okumaya fırsat bulamadım :)

    YanıtlayınSil
  3. Dövüş Kulübü'nden sonra ben de heveslenip rastgele bir yeraltı edebiyatı almıştım. Kitabı bitirene kadar canım çıkmıştı :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :)) ben tavsiyeli çalışıyorum yeraltı edebiyatında:) iyice darlandırabilir beni sonra mazallah:)

      Sil
  4. ayrıntı en sevdiğim yaa kitap da fena değil gibi ama bu güzelim fotoyu nerde çektin ya sölesene neresi orasıı göreyim gidip diye soruyoom :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :)) güzel di miii? ankara eymir gölü burası:) ankaralılar olarak kaçabileceğimiz ender mekanlardan:)

      Sil