23 Kasım 2017 Perşembe

KANADI KIRIK KUŞLAR - Ayşe Kulin


390 sayfa
Roman
Everest Yayınları

Ayşe Kulin ile Adı Aylin romanıyla tanışmıştım, liseye gidiyordum o sıralarda. Soluksuz okuduğumu ve çok etkilendiğimi hatırlıyorum.

İnsan sevdiği yazarı bırakır mı?:) Devamı da geldi tabi ki:) Sevdalinka, Füreya, Köprü, Nefes Nefese, Türkan, Bir Gün, Bir Varmış Bir Yokmuş, Veda, Umut, Hayat, Hüzün, Sit Nene'nin Masalları, Gizli Anların Yolcusu, Bora'nın Kitabı, Dönüş...

Gizli Anların Yolcusu ve devam kitaplarına kadar hepsini çok beğenerek okumuştum. Ama orada zincir koptu, aynı tadı alamadım...

Bu kitaba ilişkin eski Ayşe Kulin romanlarına dönüş yaşıyorsunuz yorumlarını görünce çok heyecanlandım.

Okumamın durulduğu bir dönemde katalizör niyetine okumayı planlamıştım ve gün bugündü:)

1930'lardan başlayan romanda, Nazi zulmünden kaçan bir ailenin Türkiye'ye yerleşme ve burada kök salmaları anlatılmış.

Gerhard, Frankfurt'ta bir üniversitede patoloji bölümünün başına geçmesi planlanan, gelecek vaat eden bir patolog iken Nazilerin faşist eylemleri karşısında bir anda karısı ve çocuklarıyla beraber vatanını terk etmek zorunda kalır.

Zor günlerin ardından, yeniden yapılanmakta olan Türkiye'de iş bulur.

Yeni bir ülkeye, üstelik kendi içinde çalkantıların eksik olmadığı bir ülkeye uyum sağlamak kolay olmayacaktır.

4 kuşak üzerinden anlatılan romanda 1930'lardan günümüze Türkiye'nin  ekonomik, siyasi ve toplumsal olaylarına da değinilmiş.

Şimdiiiiii gel gelelim ben gene eski tadı alamadım:/

Karakterler derinlemesine tahlil edilmemiş, olaylar hızlı akmış gibi geldi bana... Yani 80 yıllık tarihi aktarayım, arka planda da Türkiye'nin resmini çizeyim derken yer yer bir bakıyoruz 3- 5 sayfa içinde bir 10 yıl akmış...

Ben Elsa'nın içinde kopan fırtınaları, Suzan'ın annesine mesafeli yaklaşmasının altında yatanları, Sude'nin tercihinin nedenlerini öğrenmek isterdim. Olaylardan ziyade olayı hazırlayan oluşumlar, derinlerde yatan fırtınalar ilgilendiriyor beni sanırım...

Kitap Tanıtımından:

"Kendi vatanında bile yabancıdır kanadı kırık kuşlar"

1930'ların Almanyası... Nazilerin baskısından bunalan Yahudi asıllı tıp doktoru Gerhard Schlimann, çemberin yeterince daraldığını, kendisi ve ailesi için tek çarenin kaldığını hisseder: Kaçmak... 

Ancak işsizliğin, savaşın habercisi toplumsal karmaşaların ve her yere yayılan ayrımcılığın cenderesindeki bir dünyada insanca yaşanacak bir yer bulmak hiç de kolay değildir. Zira Gerhard Schlimann ve diğer Yahudilere sözüm ona gelişmiş ülkeler bir bir sırt çevirirken, bir tek Avrupa'nın kıyısındaki genç bir Müslüman ülke kucak açar: Türkiye Cumhuriyeti... 

Ayşe Kulin, Kanadı Kırık Kuşlar'da 1930'ların Almanya'sından 2000'lerin Türkiye'sine uzanan bir ailenin dört kuşaklık hikâyesini anlatıyor bizlere. Sıradışı, güçlü, coşkulu, inançlı kadınların hikâyesi bu aynı zamanda. Elsa, Suzan, Sude ve Esra kendi sancıları ve değişimlerini vatanlarının çalkantıları ile iç içe yaşıyorlar. Kanadı Kırık Kuşlar, vatanı sevgi olan herkesin kalbine değecek...




13 yorum:

  1. Ayşe Kulin'le benim de tanışma kitabım Adı Aylin'di :)) Son kitapları hakkında hep olumsuz yorum gördüğümden, okumaktan kaçınıyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adı Aylin bambaşka bir kitaptı... Ama artık kendimden de şüphe eder oldum:/ Lise çağlarında okuduğum için mi gözümde büyüttüm demeye başladım...Bir kez daha okumak istiyorum o sebepten:)

      Sil
  2. Ben de Aylin ile başlamış, aralardakini okumuş Veda ile bırakmıştım. Eski tadı almamanızın iki sebebi olabilir birincisi, ne kadar severseniz sevin her yazarda bir doygunluğa ulaştığınız nokta oluyor ondan sonra olmuyor bir türlü. ikinci nokta ise (ben buna çok takılıyorum) tüm yazarlarda bir memleket meseleleri anlatma furyası başladı bunun uyduğu yazarlar var ama çoğuna uymuyor bu nedenle romanları bozuluyor ama hala ısrarcılar:( belki çok farklı bir nedeniniz de olabilir ama benim aklıma bunlar geldi:) Sizi blogda yeniden görmek güzel oldu sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tespitleriniz çok doğru Gül Hanım. Bir yazarın her romanı aynı güzellikte olmuyor, illaki bazıları daha çok ön plana çıkıyor veyahut doyum noktasına da ulaşılmış olabilir tabi:) Değindiğiniz ikinci nokta beni de çok rahatsız ediyor, illaki bir mesaj verme kaygısı güdülerek yazılan romanlar her ne kadar tespitler doğru olsa da beni irrite edebiliyor:/ Üslup ne kadar önemli işte...Çok teşekkür ederim Gül Hanım, dönmek, sizlerin yorumlarınızı görmek çok güzel:) Sevgiler..:)

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Ben hala eskinin arayışındayım:(

      Sil
  4. Ayşe Kulin hakkındaki fikirlerimiz aynı. Yazarın 18 kitabını okumuşum. Gizli Anların Yolcusu'na kadar beğenerek okurdum. O kitabıyla yazar düşüşe geçti bence. Çok güzel bir kitap yazmış gibi kitabın 3 devam kitabını da yazdı. Bu yüzden artık romanlarını okumuyorum. hayatını anlattığı üçleme güzeldi ama.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hayatını anlattığı kitaplar da çok güzeldi...Kördüğüm hakkında yorum okumadım, kim bilir belki onu severiz:)

      Sil
  5. ne güzel yazardı bir zamanlar , sanırım Gizli Anların Yolcusu serisinin 3. kitabını okuduktan sonra bıraktım , bir daha başlar mıyım bilmiyorum :(( keyili okumaların olsun :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değil mi?:) Ben de serinin dördüncüsünü okumamıştım:) Bu kitapla ilgili eski Ayşe Kulin yorumlarını okuyunca ben çok heveslenmiştim ama yaa:/ Resmen duygularımla oynandı:(
      Teşekkürler canım, senin de keyifli okumaların olsun:)

      Sil
  6. hiç Ayşe Kulin okumamış biri olarak utanmalı mıyım (utanan maymun) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok canım olur mu öyle şey:) Her şeye yetişemiyoruz ki, benim de tanışmadığım nice kalem var:) keyifli okumalar, sevgiler:)

      Sil
  7. ooooooo kim dönmüüüüş :)

    YanıtlaSil