13 Mart 2015 Cuma

ESKİ BAHÇE ESKİ SEVGİ- Tezer Özlü




Yapı Kredi Yayınları
119 sayfa
1. baskı: 1978
18. baskı: Ocak 2015

Kitap öykü olarak geçiyor ama Tezer Özlü'nün gözlemlerine, yaşamına dayanan kısa anlatılar şeklinde ilerliyor. Bildiğiniz öyküler gibi değil yani, herhangi bir kurgu kaygısı olmadan yazılmış düşünceler...

Kitap 2 bölümden oluşmakta, Eski Bahçe adlı birinci bölümde 11 öykü; Eski Sevgi isimli ikinci bölümde ise 12 öykü var.

Eski Bahçe kısmındaki ilk 4 öykünün anlatımı karanlıktı, düşle gerçek iç içe geçmiş gibi sanki, olmazlar çok olağanmış gibi...Bu öyküleri okurken Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey adlı kitabı geldi aklıma. Onda da karanlık bir anlatım hakimdi, bunu kötü anlamda söylemiyorum, her aklın yaratamayacağı bir şey olduğunu düşünüyorum bunun...

Tezer Özlü'nün betimlemelerine bayılıyorum; sizi sıkmadan, bunaltmadan olayın içine sokuyor. Onunla birlikte dünyanın herhangi bir yerindeki metronun merdivenlerinden çıkıyor, havanın sıcağını ya da soğuğunu hissediyor, bir otel odasına yerleşiyor, eşyalara dokunuyor, nemli, küflü, eskimişlik kokan havayı içinize çekiyorsunuz... 

Sokağın bir köşesinde evsiz, sızmış bir adamın içki kokusu burnunuza geliyor, elinizi uzatsanız ona dokunup onu yerden kaldırabilecekmiş gibi hissediyorsunuz...Veya bir eroinmanın gözlerindeki korkuyu, içinde bulunduğu durumdan kurtulmak isteyip de yine batağa saplanması karşısında yaşadığı çaresizliği, tükenmişliği görüyorsunuz...

Yazarın öyle hayatın içinden, öyle gerçek, öyle samimi bir anlatımı var ki 119 sayfa boyunca sanki Tezer Özlü'nün yanı başında onunla birlikte yolculuk yaptım, onunla birlikte şehirler, oteller değiştirdim, insanlar tanıdım. O konuştu ben dinledim, bazen de sadece sustuk, sessizliğimizde fırtınalara tutulduk, isyan ettik, direndik, ama sonunda, olduğu gibi kabul ettik her şeyi, gülümsedik hayata... 

Altı Çizilenler:

"Ağlıyor musun? derdim.
 Hayır, gözlerim sulanıyor, derdi.
 Ama onlar gözyaşlarına çok alışmış da ondan, derdim. Bu büyük evde, sabah insanın uyanır uyanmaz karşılaştığı bunaltının insanı ağlatabileceğini düşünmüştüm. Ve gece yatmadan önceki korku."

"O gece insanın kavrayabileceğinden daha çok şey bilmesinin bir mutsuzluk olduğunu düşündüm. Bu bazen olgunluktur, ama olgunluk değilse, o zaman çöküştür." Boris Pasternak

"Zaman zaman bir şey yaşarken, olaya dışardan bakıp, o olayı yazmak için yaşadığım duygusuna kapılıyorum. O zaman içimden bir ses, "karşıdakine haksızlık ediyorsun", diyor. "Olmaz böyle şey" diyor. Olayın içine tümüyle girmeye çabalıyorum. O an da kendime haksızlık ediyormuşum gibi oluyor. Böylece kendim ve gözetimim arasında bölünüp, zamansızlığıma dalıyorum." 

"Uzun caddelerde yaşamı o kitapta olduğu gibi yoğun yaşayıp yaşamadığımı düşündüm. Aşkı, duyguları, özlemleri? Yoksa ben yaşanan tüm olayların bir gözlemcisi, dünyanın, duyguların, özlemlerin, ülkelerin, alışkanlıkların bir seyircisi miyim? Belki de gövdenin öldürücü acılarını gözlemci olarak taşımak daha kolay olurdu. Peki ama sevinçler ve istekleri ne yaptım? Duyguların derinliğinden bir gözlemci olarak kaçtım mı, onların yarattığı akıntılarda Ben'im tümüyle yer almadı mı ve zaman dışı sessizliğimde yeterince içten değil miydim?"

"Sabah uyanıp, İstanbul Boğazı'nın aydınlanan sularına, karşı kıyıdaki puslu tepeciklerine baktığımda içimi bürüyen yaşam coşkusu, yokuşu inip, işe gitmek için uğraşmaya başladığım an, silinip gidiyor. Otobüslerden acıyla sarkan insanlar. İşe koşan yarı çıplak insanlar. Sokakları dolduran sokak satıcıları, şoförlerinin sürdükleri lüks arabalarına gömülmüş, gazetelerini okuyarak önümden geçip giden işadamları, ülkenin tüm çelişkisini sabahın ilk saatinde yüzüme vuruyor. Ve birden yoruluyorum."

"Akıl hastası olmaktan korkmak akıl hastası olmaktan daha güç bir durum. Çünkü korkular sürekli."

"Bir ülkenin anarşisini kim anlatabilir? Ölenler mi? Öldürülenler mi? Her gün yeni ölümleri bekleyenler mi?"

"Doyumsuz dünyamı avucumun içine alıp sıkıyorum. Her şeye hazırım. Hastalığa. Yalnızlığa. Aşka. Gitmeye. Kalmaya." 


Kitap Tanıtımından:
Tezer Özlü'nün 'Bütün Yapıtları'nı yayına hazırlayan Yapı Kredi Yayınları, yazarın kısa anlatılarını bu ciltte topladı. Yaşamöyküsel esintilerin coşkusundan delici gözlem gücüne kadar, yazarın iç dünyasının panaromasını sunuyor bu kitap.

11 yorum:

  1. Hiç Tezer Özlü okumadım ben :( Yazı güzel oldu hatırlatıcı oldu :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ben de hep erteliyordum...ama her kitabın bir zamanı oluyor hakkaten, belki daha önce okusam aynı etkiyi yaratmazdı...
      Ben de blog yazıları sayesinde hem yeni yeni yazarlar kitaplar keşfediyorum hem de gaza gelip ertelediğim kitapları öne çekiyorum:) Keyifli okumalarınız olsun:)

      Sil
  2. yaa cidden muhteşem hissettiriyor dimi çıtı pıtı Tezer Özlüyle birlikte dolaşıyo gibi hissediyor insan ^_^ bende gittiğim bi gezide kadının birini çok benzetip peşine takılmıştım sanki yaşıyo gibi. ♥

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. vedaları hiç sevmem, kitap bitince resmen ayrılık sendromu yaşadım valla!:)
      ama takılır insan ya:)

      Sil
  3. Valla tebrik ederim..kitap yorumlarına tanitimlarina bayılıyorum ..amacina cok cabuk ulasiyosun benden demesii:))eline saglik cnm

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. böyle düşünmene çok sevindim:)) teşekkür ederim canım:)

      Sil
  4. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  5. Teze Özlüyü ben de merak ediyorum okumadım ama yorumlayan arkadaşlar hepsi aynı görüşte. Çok güzel tanıtmışsın kitabı eline sağlık canım

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. tezer özlü değişik bi etki yaratıyo insanda!:) teşekkür ederim canım:)

      Sil
  6. hiç okumadıklarımdan ama bunu söylerken bile utanıyorum :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. telafi edersin sen canım benim:) asıl benim "daha okumadım" derken utandığım o kadar çok kitap var ki! hızlı okuma kursuna mı gitsem naaapsam bilemedim ki?!:)

      Sil