6 Ekim 2016 Perşembe

KÜN- Sezgin Kaymaz



479 sayfa
İletişim Yayıncılık
1. Baskı: 2013

Nasıl güzel bir kitap okudum ben böyle! Evet hiç bir girizgah yapmadan kitabı çok beğendiğimi haykırmak istiyorum!

Okudukça okudum, ama bir yandan da bitmesinden korkarak...

Yeri geldi duygulandım, yeri geldi kahkahayı koyverdim! 

Romanı nasıl özetlemek gerekir bilemiyorum gerçekten...

Birbirleriyle çok güzel ve manidar bir şekilde kesişen yollar, mezarlarından kovulmuş, ne bu dünyaya ne de öteki dünyaya ait olan ölüler, konuşan köpekler, işlediği günahların büyüklüğüne rağmen ibadetle arındığını zannedenler, el kadar çocuğun yaşama sevincini dayakla köreltenler, imanlı geçinip zulmedenlerin yanısıra  itikatsiz ama merhametli Hüdai Ağa ve daha neler neler var bu kitapta...

Kitabın tanıtım videosu da çok hoş!:) 


Altı Çizilenler:

"Ölüm, 'Yaşıyorum' iddiasında olan kısacık dünya uykusundaki insanoğlunun bilmediği, bu tarafa geçmedikçe de bilemeyeceği upuzun bir yaşamı şekliydi mesela..."

"Aşk, aklın hesaplarına takılmaz. Pervasızdır, geniş ufukludur, sınırsızdır... Aşığın da öyle olması icab eder... Aşık adam yılmaz, canını sakınmaz, üzülme, utanma nedir bilmez. Değirmen taşının altına girmiş gibi ezilip ufak olur da 'bunaldım' demez. Aşık aklını çöpe atıp 'Aşk bana yeter' diyen adamdır. Tahammül kelimesi yoktur onun lügatinde; tepeden tırnağa rızadır, kabuldür..."

"Delirmek, gerçekliğe verilebilecek en uygun tepkidir." Philip Dick

"...Cinnet, geldi miydi kaçırılmaması gereken, taze taze tattın tattın, tatmadın da bayatlattın mıydı aynı tadı hayatta vermeyen bir şeydi..."

"İlkokul talebesinin küçükbaş hayvan, ortaokul talebesinin düve, lise talebesinin büyükbaş hayvan, üniversite talebesinin hayvan oğlu hayvan yani anarşist sayıldığı seneler..."

"Bil ki her nesne ermez ehlinin eline
  Tam olmak için parçalananda hüner yine..." Mevlana

"Ömür; kimine uzun, kiminde bir kelebek
  Ömür; tıpkı huy gibi, özünde sendelemek,
  Ömür, bazen de gölge, velinin sükûtunda,
  Ömür; kefeni biçip zamanı rendelemek..."
Ömer Ekinci Micingirt

" Aylar tepe, yıllar dağ zincirleri
  Zirveler aşarsın, haberin olmaz
  Dur durak bilmeden doğuştan beri
      Mezara koşarsın, haberin olmaz." Abdurrahim Karakoç

"İstediğini yapmak için kendinden başka manisi yoktu insanın."

"Bütün bir şehrin akıl trafiği sağdan akıp seninki soldan akıyorsa 'Bende bir yanlışlık var' dersin ancak Hüdai Ağa 'Bu millette bir yanlışlık var. Hepsi ters şeritte gidiyor. ' diyebilen bir adamdı. İnadından, çok bilmişliğinden, küstahlığından değil; adamlığından."

Kitap Tanıtımından:

"Ankara Çayı, bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor, evlâd-ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini, ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine, kulak memelerine doğru sallıyordu. Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları, terli enselere, çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu. Börtü böcek antenini sallıyor, kıllı bacaklarını sıvazlıyordu. Danaburnu topraktaki tohuma, uçuç böceği yapraktaki bite, tırtıl yaprağa, solucan toprağa saldırıyor, peygamberdevesi alayına saldırıyordu. Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor, kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor, kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı.
Bahar gelmişti."

Kün, yani 'Ol'...Neleri neleri olduran bir roman, Kün. Ölülerin daha da ölebildiği -ya da tam ölemediği-, cami imamıyla ateistin birbirini 'aydınlatabildiği', köpeklerin (hem de Konya ağzıyla!) konuşabildiği, el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor. Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar, 'iyiler' canını dişine takıyor, feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor.

Sezgin Kaymaz, kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle, yine eğlenceli ve ürpertili bir hikâye anlatıyor. 

Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın neşesi yine birbirini coşturuyor.

'Sıradan' denen insanların 'sıradan' denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı, Angara'nın kıyısına, rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca - Eski Konya. Eski taşra yaşantısı… Sezgin Kaymaz'ın gizemine, mizahına, olay örgüsüne, anlatıcılığına tutulanlar kadar, 'yerliliğine' de tutulanlar yok mu? Kün, her zevke yetişiyor, her şeyi olduruyor!


10 yorum:

  1. Ooo daha ilk cümleden :) Okumazsam olmaz şimdi :)

    YanıtlayınSil
  2. Çok az kitap bitsin istemem... Demek ki güzel, okunası... Sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ben çok beğendim, umarım siz de beğenirsiniz:) sevgiler:)

      Sil
  3. Ölülerin kendi aralarında konuşmaları ve köpek muhteşemdi daha doğrusu tüm kitap muhteşemdi:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. çetoya ve oynak şarkılar söyleyen tiplere bayıldım zaten!:)

      Sil
  4. ooo o kadar mutlu oldum ki sevmene Sevinç , bayıldım resmen :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. sayende;) senin blogda okumuştum ilk, taaa o zaman listeme eklemiştim ama bu zamana sarktı, niye bekletmişim ki bu kadar:/

      Sil
  5. Kün'ü ben de okumak istiyorum, severim umarım kii :))

    YanıtlayınSil