7 Ocak 2016 Perşembe

MÜCELLA- Nazan Bekiroğlu


340 sayfa
Timaş Yayınları
1. Baskı: Kasım 2015
Roman

Ah Mücella... Nasıl da içime işledin, kalbimi yaktın...Sessizliğinle, kabullenişinle, beklentisizliğinle, "benden geçti bari başkalarına faydam olsun" tavrınla ciğerimi deldin...

Okuduğum ikinci Nazan Bekiroğlu kitabı Mücella. İlki Nar Ağacı'ydı ve muhteşemdi. Onda araya fantastik öğeler de giriyor, imkansızların kapısı aralanıyor ve farklı bir lezzet buluyordu insan...Ve dili biraz daha ağırdı. Küçük not defterime sayfalarca şu kelimeye bak, şu yeri, olayı araştır diye notlar aldığımı hatırlıyorum. 

Mücella'da ise yazarın dilini oldukça sade buldum, kitaba başlarken yanımda not defterimle kalemimi hazır etmiştim oysa ki:) 

Kitabı bitirdikten sonra yazarın gerçekten bu olayı yaşayıp yaşamadığına ilişkin internette araştırma yaparken kızının kendisiyle yaptığı bir röportaja denk geldim, ki çok keyifli bir röportaj olmuş, orada da dilini sadeleştirdiğini anlatmış Nazan Bekiroğlu.

Röportaja bakmak isterseniz buyrun;

http://www.yedirenkdergi.com/2015/11/09/mucella-ile-okurlarin-karsisina-tekrar-cikan-nazan-bekiroglu/

Bunca laftan sonra azcık da konuya değineyim değil mi?:)

Mücella, kız kısmının gözünün fazla açılmaması gerektiğini savunan, oldukça katı prensipleri olan, Neyyire Hanım'ın geç yaşta sahip olduğu kıymetli kızıdır. Neyyire Hanım eşini, daha kızı doğmadan kaybetmiştir. 

Mücella'nın abisi de evlenip eşinin boyunduruğu altına girince Neyyire Hanım ve Mücella başbaşa kalırlar. Ve Neyyire Hanım, Mücella'nın üzerine, başına bir şey gelecek korkusuyla daha da çok titrer. 

Anacık kızcık kendi yağlarında kavrulurlar, bir çok şeye göğüs gererler, kendi durgun hayatlarına yakınlarının fırtınalı hayatları eşlik eder.

1920'lerden 70'lere uzanan bir Türkiye panoroması da mevcut kitapta. Dönemin siyasal gelişmeleri, kentleşme yolunda atılan adımlar ve değişen değerler...

Nar Ağacı'na kıyasla hem dil, hem anlatım, hem de hikaye olarak daha sade bir roman olsa da Nazan Bekiroğlu farkını ortaya koymuş ve sizi ta en başından içine çeken ve bittiğinde kendinizi boşlukta hissetmenize neden olan bir roman çıkarmış...

Altı Çizilenler:

"Filiz hakkında nişanlı kaldığı kısa süre içinde bile yorulmak bilmeden dedikodu çarkını çeviren şehir, nikah imzasını gördüğü, tüllü çiçekli şekeri ağzına attığı andan itibaren ona iade-i itibar etti. Sesini külliyen kesti. Nikah bu. Her şeyin üzerinden kalın bir çizgi, dahası bir silgi geçirmişti."

"Şurada gencecik bir çift gözün içinden ölümün donuk ışıltısı geçerken burada hayatın kendisi seyrinde hem de bu kadar güzel akıp gitmesi Mücellâ'ya acımasızlık gibi geldi."

" Sevda dediğin ne ki? Tarifsiz bir tanışıklık duygusu. Sebepsiz bir gülümseme arzusu. Rüzgar esti. Mantonun düğmelerini iliklerken sen de bana gülümsedin. Sen bana gülümsediysen bu sana değil bana bir şey katmış demekti."

"Fakat mazlumlar adına zalimlerin kendisi şimdi o kadar zalimdi ki mahkeme sorgudan çok teşhire, adaletten çok intikama dönüştü."

" Konak'tan apartmana, evden daireye, bahçeden balkona, topraktan saksıya, cennetten dünyaya geçmişti işte. Daireler büyürken bahçeler küçülmüş, sonunda tümüyle yok olmuştu. Şehrin yüzü gibi kalbi de paragöz ve cingöz adamların gönlünce değişmiş, eski alışkanlıklar bir köşeye itilirken yeni adetler edinilmişti."

" Ama öyle hikayeler var ki üzerinden ne kadar zaman geçse, affa dair bir kapı açılmazdı onların kahramanlarına. Onların üzerinden zaman geçmez,  donup kalırlardı ilk anın dehşetinde. Bir kaya parçası gibi üzerine çöktükleri kalp o ağırlıkla yaşamaya alışırdı sadece."

" İyi de affa değer olanı zaten herkes affeder. Asıl af, affa layık olmayanı da affetmek değil mi? Tıpkı vicdan gibi. Onu kaybetmeye en fazla hakkımız olduğu anda koruyabildiğimiz şey değil miydi vicdan?"

"Kiminin hayatı izleyenleri tatmin eden bir sonuca bağlanmıştı mükemmel bir roman gibi. Kimininki sebepsiz sonuçsuz kalmıştı, hayat gibi."

Kitap Tanıtımından:

Nazan Bekiroğlu Nar Ağacı’ndan sonra merakla beklenen yeni romanı Mücellâ’da bizleri 1920-1970’li yılların Türkiye’sinden nostaljik bir hikâyeyle buluşturuyor.

Mücellâ, genç Cumhuriyet’le yaşıt bir kızın, unutulmuş kumaşların, kokuların, alışkanlıkların, iğne oyalarının, kimi yarım kalmış kimi tamamlanmış aşkların, hayatı seyretmekle yaşamak arasında gelip giden kadınların romanı.


Zamanın daha ağır aktığı, hayatın ritminin daha çok mahalle aralarında karar bulduğu vakitler. Gaz lâmbasının ışığında içilen nohut kahvesinin ağızda buruk bir tat bıraktığı dönemler.


Arka planda Türkiye, pek çok çalkantının içinden geçerken bile kendini bildi bileli çeyiz işleyen bir genç kız Mücellâ. Adım adım hayattan çekilirken bunu neredeyse hiç fark etmeyen... Neyi beklediğini bilmeden bekleyen... Derken günün birinde, kıyısında kaldığı hayata son bir çabayla dönmek isteyen...


Sümbül kokulu bembeyaz yastık kılıfları, kanaviçe işli peçeteler, uçları fistolanmış havlular, çeyiz sandıkları arasında…

Hanımeli, yasemin ve leylâk kokulu yaz ikindileri gibi uzun kış gecelerinde de, ya çardağın altında ya hep o soldaki pencerenin içinde...

Mücellâ’nın dupduru ve çarpıcı hikâyesi.

14 yorum:

  1. Öncelikle fotoğraf kitabın nostaljik havasına pek uygun olmuş. Bu Mücella ismi niyeyse hoşuma gidiyor. Karaktere bakılırsa da ismiyle uyuşmuş. Ayrıca Nar Ağacı hakkında da bir yayın yazmalısın, merak ettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürleer:) ya evet Mücella ismini ben de seviyorum, hem ağır, hem asil, hem de farklı bir havası var sanki:) karaktere de yakışmış bence bu isim...
      ilk blog yazmaya karar verdiğimde Nar Ağacı'nı okuyordum, bi cesaret edip açmayı planlıyordum ama benim blog açmam 1-2 ayı buldu tabi karar verdikten sonra:) araya başka kitaplar girdi, Nar Ağacı'nı yazamadım bir türlü:( sonra da hem altı çizilesi cümleleri kaydetmedim hem de unuttuğum şeyler vardır elbet, yazının hakkını veremem diye korkumdan yazmadım, ama bir daha okumayı istediğim kitaplardandır Nar Ağacı ve kesinlikle tavsiye ederim:)

      Sil
  2. Böyle yazıları çok seviyorum işte. Tek bir spoiler yok! Geçenlerde okuduğum kitaplardan birini gördüm, baktım ama bakmaz olaydım her şey deşifre edilmişti yazıda.. Bir de bana "uzun yaz" diyorlar. Ağzımdan kaçırırım diye korkuyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay canım yaa çok teşekkür ederim, çok mutlu oldum valla:) ben de ne filmde ne kitapta spoilerdan hoşlanmam, o sebepten yazılarımda dikkat etmeye çalışıyorum bu hususa. Tabi ki okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmler hakkında söylenecek çok söz var ama işin sonu spoiler a çıkar illaki:)

      Sil
  3. Zaten okumak istediğim kitap listesindeydi inşallah en kısa sürede alacağım, bana bu romandan güzel bir film olur gibi geliyor henüz okumadığım halde:) Çok teşekkürler
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet evet güzel film olur, çok doğru hissetmişsiniz:) belki de çekilir kim bilir?:)
      teşekkürler katkınız için, sevgiler..:)

      Sil
  4. Kitap hakkında kötü yorumlar da gördüm ve bu yüzden senin yorumun benim için önemliydi :) hiç Nazan Bekiroğlu okumadım bence başlangıç için iyi olur gibi dili falan da sadeymiş ya. Ama şu an elimde yok maalesef, Kelime Defteri'yle başlayacağım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay canım yaa, önemsendiğini bilmek çok güzel bir şey!:) Kötü yorum yazanlar muhtemelen Nar Ağacı gibi bir beklenti içinde okuyanlar bana kalırsa. Nar Ağacı muhteşemdi çünkü, ona göre hafif kalıyor gerçekten de ama ben Nazan Bekiroğlu'nu, tarzını, anlatımını seviyorum:)

      Sil
  5. Nazan Bekiroğlu'nun kalemini çok severim.Hem dili herkese olduğu gibi bana ağır gelmiyor...Okumak icin firsat kolladigim kitaba merakim daha da uyandi.Tesekkur ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben baya zorlanmıştım Nar Ağacı'nda:) şöyle ki o dönem elimin altında internet de yoktu, bilmediğim kelimeleri, yerleri, olayları not ediyor sonra toplu bakıyordum, o biraz sıkıntı yaratmıştı benim için:)
      teşekkürler katkınız için, sevgiler:)

      Sil
  6. Nazan Bekiroğlu'nun İsimle Ateş Arasında (eğer adını yanlış hatırlamıyorsam) adında bir kitabına başlamıştım ama bitiremedim nedense o günden sonra da bi soğudum mu nedir hiç bakmadım kitaplarına.

    YanıtlaSil
  7. Mücella benim de okuma listemde. Birkaç ay içinde okumayı planlıyorum. Nazan Hoca'nın dilini sadeleştirmesine sevindim. Her ne kadar onu okumak çok zevkli olsa da bazı kelimeleri bilmediğimden bazen anlamakta sıkıntı çekiyordum. Elimde 6-7 tane Nazan Bekiroğlu kitabı var. Sanırım önceliği Mücella'ya vereceğim.

    YanıtlaSil
  8. sadece tek kitabını okuduğum Bekiroğlu'nun başka kitabını okumaya cesaretim yok inan:(

    YanıtlaSil
  9. blogunuzu yeni keşfettim ve hemen takibe aldım. bende beklerim
    http://kelepirkitapci.blogspot.com.tr/
    sevgiler :)

    YanıtlaSil